Tag Archives: birikim dergisi

Genel

yaprak döker bir yanımız

Birikim Dergisi’nin konuyu tam 12’den vuran Gezi sayısı kapağı: … bir yanımız bahar bahçe. Yüzümüzde güller açtı, mutlu olduk, içimizi boşalttık, bir olduk, muhabbete doyayazdık… Ama aklımızın bir köşesinde hep ölen kardeşlerimiz var, kazanırken kaybettiklerimiz, polise şiddet uygularken ölenler (Hiç utanmıyor değil mi? Biz bunu unutmayacağız: “Türkiye’de 4 kişi polise şiddet uygularken ölüyor; tweetler, Facebook’lar dünyanın altını üstüne getiriyorlar. Mısır’da 300 kişi ölüyor, dünya sessiz. Bizim feryadımız bu haksızlığa”).

Ahmet İnsel haysiyet isyanı diyordu, pekala mümkün ve hatta katılmamak elde değil. Axel Honneth’in tanınma stratejileri üzerine çalışırken ve bu tanınmanın gerçekleşmediği durumlarda ortaya çıkabilecekler üzerine kafa yorarken, ihtimaller değil de doğrudan bir yaşantı olarak karşıma çıktı. Konuyu apolitikleştirmeye (Eylemi gerçekleştirenler hakkında konuşurken sık sık telaffuz edilen apolitik gençlik yaftalaması, sanıyorum ki ‘örgütsüzlüğe’ vurgu yapıyor, yoksa böyle bir hareketi gerçekleştirenlere apolitik demek en azından izansızlık olur.) ve sınıfsallığını yok saymaya çalışan yorumlara rağmen ciddi itirazlar ve yorumlamalar hoşuma gitti. Bir kısmını da burada derlemeye çalıştık çalışacağız. Paragraf başına dönersek; tanınma, Honneth ve yaşananlarla bağlantıları için: Tanınma Siyasetleri ve Sol – bağlantıyı bu yazıda aramayınız, umarım bir ara ben kurmaya çalışacağım.
Kimini görmezden geldiniz, kimini öldürdünüz, kimini zamanında öldürenleri yücelttiniz, kimine hakaret ettiniz, kimini tanımadınız, kimine nefes hakkı vermediniz. Belli bir mahalleye doğrudan ya da dolaylı olarak dahil olmayan herkes için bir rahatsızlık sebebi yarattınız. Salt kalkınmaya dayanan iyi ekonomik gidişat biraz çalkalanınca ise karşınızda ilginç bir kitleyi buldunuz. Bu nesil sokağa çıkarken ‘fanilanı giydin mi’den önce ‘kimliğini yanına aldın mı’ sorusu ile büyüdü ve siz bu soruyu soran ebeveynlerin kendi elleri ile sokağa gönderdiği kalabalık ile karşı karşıya kaldınız. ‘biz, onlar, biz, onlar, siz’ o kadar itti ki bir noktada ‘yeter’ deyip, biz olmaya karar verdik. Bir de baktık ki, pek de yalnız değilmişiz. Zorunlu bizlik büyüdükçe büyüdü, çok şükür bene dönmeden büyemeye devam ediyor.
Haysiyet isyanı, evet, ama bir yandan da Süreyya Evren’in dediği gibi Bir Allahını Seven Defansa Gelsin Hareketi nedenleri ve ne içinleri yazıda. Tecrübe ile öğrendiğimiz yollarla (talcid, maske vs.) yardıma koşmak; önce kendimize sonra başkasına ama hep bize.
İkinci günden sonra bütün bu olanlar bugün bitse bile ne kadar çok şey kazandık, ne kadar çok kazandık diye düşünüyorum. Evet, kazandık: bir yanımız bahar bahçe.
Diğer yandan gel de bunu Ali İsmail’in, Ethem’in, Medeni’nin, Abdullah’ın, Mehmet’in annesine, babasına, kardeşine anlat.
Anlatamazsın. O yüzden; yaprak döker bir yanımız.
Sonuç: Yazı derli toplu olmadı, çünkü dağıldım. Aşağıdaki fotoğrafı Ethem’in ağabeyi Mustafa Sarısülük yayınlamış. Bir bakın, anlayacaksınız.
anneler